DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ VE ÇAY

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ VE ÇAY

İbrahim Yılmaz Hacıhasanoğlu
  • 19.07.2018 19:18:47
  •    

Sofralarımızdan ve sohbetlerimizden eksik etmediğimiz, pek çok edebi eserde yer alan,5000 yıllık geçmişe sahip bir ürün olan çayın ana vatanı Çin'dir. Latincedeki karşılığı Çin kamelyası olan bu bitki bir kamelya türüdür. Çaygiller familyasına mensup olan çay bitkisi genellikle çalı formunda olan bir ağaçtır. Çay; aromalı yaprakları suda bekletilince uyarıcı bir içecek veren Asya kökenli bir ağaççıktır. İçecek olarak çay ise; çay bitkisi yapraklarının belirli aşamalardan geçtikten sonra demlenmesiyle hazırlanan içecektir. Genel anlamda çay ise; bir kısım bitki ve meyvelerin kendilerinin ya da özlerinin, sıcak suyla demlenmesidir. Ülkemizin nemli toprakları ve yağışlı iklime sahip Doğu Karadeniz Bölgemizin Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun illerinde yetişir.

Çay gerilim ve endişeyi azaltarak konsantrasyona katkı sağlayan aminoasitlerden tein, dinç ve enerjik tutan kafein, iltihap giderici theaflavinler yağ emilimini azaltarak yağ depolanmasını engeller obezite ile birkaç koldan mücadele eder, apostozis sürecini tetikleyerek kanser hücrelerini öldüren teofilin ve antioksidanlar için doğal bir kaynaktır. Sıcak ve soğuk tüketilen çay sinesinde barındırdığı florür mineralleri nedeniyle kemik ve diş sağlığına, bakteri plağı oluşumunu, polifenol, etilamin ve kateşinlerin bazı kanser türlerinin oluşumuna, bağışıklık sisteminin gelişmesine, Alzheimer ve Parkinsona karşı koruyucu etki yarattığı görülmüştür.

1880 yılında Muğla´da doğan; çayın ekimi ve işlenişi konusunda çok büyük çaba sarf eden, öğretmen, mühendis, müsteşar bir büyüğümüz Merhum Zihni Derin başta olmak üzere Prof.Dr. Ali Rıza Erten, Prof.Dr. Şevket Reşat Hatipoğlu, Mustafa Hulusi Karadeniz, Esat Özoğuz, Seferoğlu Ahmet Ocaklı'yı hayırla yâd ediyor, rahmet ve minnetle anıyoruz. Ankara´da 1921 Nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyona dönemin Ziraat Genel Müdürü olarak İktisat Bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. Komisyonda Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkânına kavuşturulması gerektiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin´i bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.

Zihni Derin 1923 yılında Rize´ye gelir. Eski adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işine tahsis edilir. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum´dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaşır.

Rize´de ziraat fen memurluğu yapan İbrahim´i Batum´a göndererek bir miktar çay fidanı ve tohumu ile mandalina çeşitleri getirerek fidanlığa diker.
.
Türkiye´de çay tarımının başlangıcı 1917 yılına kadar uzanmaktadır. Batum ve çevresinde incelemeler yapmak üzere, bölgeye Zihni Derin ve aralarında Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi Müdür Vekili Ali Rıza Erten´in de yer aldığı bir heyet gönderilmiştir. Yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, Batum ile benzer ekolojiye sahip Doğu Karadeniz Bölgesinde çay ve narenciye bitkilerinin yetiştirilebileceği belirtilmiştir. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu´nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize´ye dönerler. Beraberinde çay tohumu ve fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize´ye gelir.

Böylece ilk fidanlık kurulmuştur. Zihni derin bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet eder. Ankara´daki görevine döner. Batum´a sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirilir ardından halka dağıtılır.

Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeteri eğilmemesinden teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır.

Zihni Derin, konuya hal çaresi bulmak için bir kanun teklifi hazırlar, bakanlık kanalıyla Meclis´e sunar. Bu tasarı, o dönemin Rize Mebuslarının desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaşır ve "Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun" adıyla yürürlüğe girer.

1936´da Trakya´da İkinci Umumi Müfettişlik Ziraat Müşavirliğine atanan Zihni Derin 1937´de Tarım Bakanlığı Baş Müşavirliğine atanır. 1938´de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilatın koordinatörlüğü görevi kendisine verilir. 1924 yılından 1937 yılına kadar yapılan çalışmaların olumlu netice vermesi ile Batum´dan 1937 yılında 20 ton,1939 yılında 30 ton çay tohumu, 1940 yılında 40 ton çay tohumu ithal edilerek çay bahçesi tesisi çalışmalarına başlanmıştır.

Bölgenin ekonomik ve sosyal yönden kalkınması, geliştirilmesi ve göç olgusunun yarattığı sosyal problemleri azaltmak amacıyla, çay tarım ve sanayi uzun yıllar devlet tarafından desteklenmiş ve teşvik edilmiştir. İlk yaş çay yaprağı hasadı ve kuru çay üretimi 1938 yılında gerçekleştirilmiştir.

Zihni Derin uzun yıllardan sonra tekrar Rize´dedir. Fidanlıkta bulunan iki ahşap evden birinin üst katındaki bir odaya yerleşmiş, alt kattaki odayı laboratuar olarak kullanma hazırlığındadır. 1924 yılında Batum'dan getirdikleriyle oluşturduğu bahçeyi ve parselleri gezerken; çeşitli süs bitkilerinin, mandalina, greyfurt, ağaçkavunu, portakal, limon, bambu ve diğer meyvelerin küçük çaplı parsellerde yetiştirildiği birkaç yüz fidandan oluşan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetişmiş ve sağlıklı görmek onu mutlu etmişti.

1946 yılı Ağustos. Zihni Hoca bölgeye yerleştirilen çay tarımının mutlu dönemini yaşamakta ve onun sıcak heyecanını gönül rahatlığı içinde duymakta iken, yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi. Emeklilik onun bu bölgede bulunması için bir engel değildi. Tarım bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Zihni Hoca artık Ankara´daydı. Yılda birkaç defa Rize´ye gelerek çalışmalarına devam etti. 5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü. 1950 seçimlerinde Zihni Derin, Rize´de bağımsız milletvekili adayı olmuştu. Zihni Hoca'nın siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Fakat kendisini çok seven Rizeliler onun parlamentoda Rize'yi temsil etmesini isteyerek ısrarlı tekliflerde bulunuyorlardı. Zihni Hoca da meclise girerse Doğu Karadeniz bölgesine ait sorunları dile getireceğini ve bölgenin çeşitli yönlerden kalkınması için çaba sarf edebileceğini düşünerek "peki" demişti.

Zihni Hoca Rize´de seçim propagandasına çıkmadı. Sadece seçim pusulası bastırarak seçime katılmıştı. Farklı bir havada yapılan seçim sonunda bütün popülaritesine rağmen seçilemedi.

1964 yılı Ağustos ayına gelindiğinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize toprağına dikilmesinin 40.Yılı kutlamaları doğrultusunda bazı bakanlar, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin´de davet edildi. Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin´i valinin arabasına aldı. Tören yerine geldikten sonra, Zihni Hoca arabadan iner, arabanın arkasından geçerken şoför arabayı geriye sürdü, Hoca´ya çarpıp ve onu yere düşürdü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldırıldı. 25 Ağustos 1965´de Ankara´da vefat eder.

1940 yılında çıkarılan 3788 Sayılı Çay Kanunu ile ülkemiz çaycılığı güvence altına alınmış ve çay bahçesi kuracaklara ruhsatname alma zorunluluğu getirilmiştir. Bu yasal gelişmenin ardından çay tarım alanları giderek genişlemiş ve üretim miktarı hızla yükselmiştir.

İlk çay fabrikası, 1947 yılında, 60 ton/gün kapasiteli, Rize Fener Mahallesinde, Merkez Çay Fabrikası adı altında işletmeye açılmıştır. Çay tarım alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu kılmış, 1973 yılında, kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı 32´ye, 1985 yılında ise 45´e ulaşmıştır.

1963 yılına kadar ithalat ile karşılanan iç tüketim talebi 1963 yılından sonra yurt içi üretim ile karşılanmaya başlanmıştır.

Çaykur 3046 sayılı Yasanın 4060 sayılı Yasayla değişik 4. ve 3313 sayılı Yasayla değişik 10. maddeleri uyarınca 26 Kasım 2002 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili kuruluşu olmuştur. Bölgede Çaykur'a ait 47 ve özel sektöre ait 228 çay fabrikası bulunuyor

Dünya Çay Raporu 2016 verilerine göre dünyada çay üretimi ve tüketimi arttı. Son on yıllarda dünyada çay üretim alanları 4.52 milyon hektara ulaştı. 2015'ten 2016 yılında 45 ülkede geçekleşen çay üretimi %4,2 artarak 5.31 milyon ton olarak gerçekleşti. Dünya çay üretiminin %86'sı Asya'da, %11'i Afrika'da ve %3'ünün ise diğer ülkelerde gerçekleştiğine yer verildi.

Dünya çay üretiminde;
Birinci sırada 1.996 bin hektar alanda 2.270 milyon ton ile Çin
İkinci sırada 604 bin hektar alanda 1.210 milyon ton ile Hindistan
Üçüncü sırada 203 bin hektar alanda 475 bin ton ile Kenya
Dördüncü sırada 222 bin hektar alanda 329 bin ton ile Sri Lanka
Beşinci sırada 77 bin hektar alanda 259 bin ton ile Türkiye yer aldı.
Bu ülkeleri 115 bin alanda 179 bin ton ile Vietnam, 119 bin hektar alanda 129 bin ton ile Endonezya izliyor.

Dünyada kişi başı çay tüketiminde; siyah çay daha çok batı ülkelerinde, Ortadoğu ve Avrupa'da, yeşil çay ise Çin, Japonya gibi Asya ülkelerinde tüketiliyor. Çin yüzde 36'lık oranla 1,8 milyon ton tüketimle lider ancak yıllık kişi başı tüketimi 0.75 kilogramdır. Yılık kişi başı tüketimde Bae 6,4 kg, Fas 4,2 kg, Türkiye 3,5 kg, İrlanda 2,2 kg, Afganistan, 2.19 kg, Libya, 1,8 kg, Katar 1,9 kg, İngiltere 1.8kg,Rusya 1.4kg, Mısır 1,2 kg, Suudi Arabistan 1,1kg'dır.

Bir milyon vatandaşımızı etkileyen çaydan Türkiye genelinden ise Ocak-Şubat döneminde 57 ülkeye 416 ton çay ihraç edilerek, 1 milyon 208 bin 603 dolar gelir elde edildi. Türk çay sektörü 1940'lı yıllarda kendisi için yazılan misyonu başarı ile yerine getirmiş ve getirmeye devam etmektedir. Bu gün çay tiryakileri bu çalışmalar neticesinde damak tatlarına uygun kaliteli ve yerli çay içebilmektedirler.

Son yıllarda dünyadaki gelişmeler, tüketicilerin organik ürün tüketme yönünde sürekli artan talepleri tarım sektörlerini organik ürün üretme yönünde değişime zorlamaktadır. Türk çayı diğer Ülke çaylarına göre farklı bir tatdadır, bu bir farkındalık oluşturmalıdır. Dünya çay tüketimi ülkemizi çevreleyen ülkelerde yapılmaktadır. Zira çayımız dünyada tek kar gören, dolayısıyla çok daha az bitlenen gübre dışında hiçbir kimyasal ve tarım ilacı kullanılmayan ve daha doğal bir üründür. Bu artı bir özellik olarak kullanılmalıdır.

Her yıl % 5 büyüyen sektör 2020'de 3 milyar dolar olması bekleniyor. Ancak değişken mevsim normalleri dışında, üretim-tüketim açığı büyümekte, üretim maliyetleri artmakta (dünyada 2.40 dolar iken Ülkemizde 3.47 dolar),yanlış üretim, hasat, alım ve üretimden kaynaklanan kalite düşmekte (1960'larda 100 yaş çaydan 22-23 kg çay üretilirken,2017'li yıllarda 18-19 kg olmuştur çay bahçeleri üreticisi dışında yarıcılara bırakılmakta,2,5 filiz dışında daha derin hasat yapıldığından 3-4 sürgün olması gerekirken ortalama 3 sürgün yapılmakta, hasatı yapılan çayın normalinden daha odunsu uzantıları nedeniyle daha çok işçilik ve enerji gerektirdiği %7 olan dolereyı %17-20'ye çıkarttığı bunun telafisi için çay alım fiyatlarının ve kalitenin düştüğü,),çay üreticisi yanlış bilgilenme, üretici-işletmeciler arasında iletişim eksikliği yanlış tarım politikalarından kaynaklanan bilinçsiz üreticilikten dolayı etkin ve verimli yararlanılamamakta ve yapancı işçiler (ağırlıklı Gürcistan'dan gelen işçiler ortalama 160 TL yevmiye ile çalışmakta olduğundan işçilik parası yurt dışına çıkarılmaktadır, müstahsile yıllık maliyeti 125 milyon dolar olan yabancı işçilerin efektif olarak alıp götürdükleri para 70 milyon doların üzerindedir. Bölgede bıraktıkları adli dosyaların sayısı ise işin hediyesi sayılı) çalıştırılmaktadır. Hâlbuki üretici yöre halkı asgari ücretle başka işletmelerde çalışıyor olması hayret verici anlaşılmaza bir gerçektir. Diğer yandan gözden kaçmayan bir gerçek çaydan elde edilen gelir üretildiği bölge dışında gurbette yaşayan tarla sahiplerince harcanmakta bölgenin kalkınmasında beklenen kalkınmayı sağlayamadığı görülmektedir.

Çay üreticiliği ve işletmeciliğini teşvik ve destekleme konusunda resmi ve sivil kurumlar bir araya gelerek ortak etkinlikler, projeler ile üretimden hasatına alımından işlenmesine ve pazarlanmasına kadar her konu kısa, uzun, orta vadede ele alınmalıdır. Küçük, orta, büyük ölçekli Zenginleştirilerek sürtülebilir projeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Çünkü dünya çapında piyasalar her geçen gün hareketlenmektedir. Son on yılda Çin üretimini 10.20 bin dondan 230 bin donların üzerine çıkartarak %130 büyümüş dünya piyasalarına açılmıştır. Bölge halkı, resmi, siyasi ve sivil toplum kurumları toplu bir eylem planı ile harekete geçerek çay bahçelerine, çay ürününe, işletmelerine sahip çıkmalı üreticiyi (kendini),bölgeyi ve ülkeyi kalkındırmalıdır. Bahçelerimiz, tarlalarımız dağ olmadan.
​​​​​
İbrahim YILMAZ
​​​​ Güngören Trabzonlular Derneği Başkanı

  • Etiketler:
   

FACEBOOK YORUMLARI

SİTE YORUMLARI